Post by Volkan Aşkun

Scientist & Complex Systems Strategist | AI, Work & Sustainable Careers

Yılın ilk gününde LinkedIn akışımız, bir tür skor tabelasına dönüştü. "Şu kadar yayın yaptım, şu kadar bildiri sundum, şu kadar sertifika topladım..." ​Açık yüreklilikle itiraf etmeliyim ki akademiye ilk girdiğim yıllarda ben de bu rüzgara kapılmıştım. Başarıyı, ürettiğim çalışmaların sayısıyla ölçmeye çalışıyor, o nicelik yarışında yerimi almaya uğraşıyordum. Ancak çalışmalarım derinleştikçe ve karmaşık problemlerle yüzleştikçe bunun tam anlamıyla bir saçmalık olduğunu gördüm. ​Bugün çok daha net anlıyorum ki yayın yapmak sadece bir çıktıdır, ancak gerçek bir soruna çözüm bulmak bir etkidir. Bu ikisi aynı şey değil. Bazen sahadaki karmaşık bir sorunu çözmek, veriyi anlamlandırmak ve gerçekten işe yarayan bir model geliştirmek yıllar sürer. O koca emeğin ve yılların sonucunda elinizde sayısal olarak sadece 1 veya 2 makale kalabilir. Mevcut sistemin hızlı tüketim mantığına göre bu az üretim gibi ve başarısızlık olarak görünebilir. Oysa o 1 makale, sırf sayı tutturmak için 'etkisiz' yazılmış 10 makaleden çok daha derin bir yaraya merhem olmuştur. ​Bilim; bir üretim bandı hızıyla değil, sindirerek ve derinleşerek yapıldığında topluma dokunuyor. Özellikle benim gibi sosyal bilimlerde uğraşan bilim insanlarının bu konuda etkisi daha fazla; farkında olmayan bir akademi dünyası olsa da! ​Yeni yılda kendime ve tüm meslektaşlarıma dileğim şudur: Sistemin niceliği ödüllendiren o yapısal hatasının farkındayız ancak biz, bu hataya teslim olmak yerine ona rağmen 'değer' üretmeyi seçelim. Vitrinimizi geçici sayılarla değil, kalıcı çözümlerle dolduralım. Çünkü günün sonunda bilimin tarihini tutturulan kotalar değil, insanlığa dokunan o gerçek fikirler yazar 🖖