Post by Dr. Seval Karakus

Global Life Science Advisor – Pharmaceuticals Nutraceuticals Medical Devices Automotive Quality - Regulatory Affairs - R&D - Production - Clinical Affairs GMP / MDR / FDA inquiries : [email protected]

Öğretmenlik yaptığım dönemde, Volkan adında bir öğrencimi, yurtta yaşanan bir zehirlenme sonucu kaybettik. Aylarca kendimize gelemedik. Sınıfın bir köşesinde onun yaptığı resimler, fotoğrafı… En çok da gülüşü. O kadar masum tatlı bir çocuktu ki hâlâ gözümün önünde gülen yüzü. Ders sırasında konu bir şekilde ona geldiğinde, sınıfta küçük bir espri olsa… Volkan’ın gülüşü aklımıza gelir, gülerken koca sınıf aynı anda susar, “Onsuz gülüyoruz” diye içten içe suçluluk hisseder, birbirimize bakar kalırdık. Tek bir öğrencinin kaybı bile; hem öğretmen hem öğrenciler için çok uzun süre etkisi geçmeyen, derin bir travmadır. O anlarda öğretmen olarak için yanarken üzüntüden güçlü durmaya çalışmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi bilirim. Şimdi düşünüyorum… Bir okulda bir değil, birçok öğrencinin birden kaybedildiği bir durumda; o koridorlar, o sınıflar, o anılar zihinde ne hale gelir ... Anılar kopar. Hikayelerin devamı yok bir anda kesildi hepsi. Şaka gibi. Birilerinin çocukluk aşkı, birilerinin en yakın arkadaşı, birilerinin en sevdiği öğretmeni, belki okul takımının en iyi oyuncusu, belki de herkesi güldüren o kişi… ailelerinin en kıymetlileri... Artık yok. Ne konuşsalar bilin ki bütün konuşmalar bu olaya bağlanacak çünkü her hikayede onlardan biri mutlaka olacak Böyle bir acının olduğu yerde bir daha gülmek de zor, kendini güvende hissetmek de… Herhangi bir şeye anlam yükleyip odaklanmak da... Bütün okulun ruhu bitti... Geçmiş olsun.