Post by Berkhan Nurettin Esmer
Marketing and Product Management
Dün evde yoğurt kalmadığını söyleyen eşimin telefonu sonrasında, fırsat bu fırsat deyip, en çok tercih ettiğim, TAM yağlı tava yoğurdu almak için BIM'e girdim. Kasada, yoğurdu kasiyer arkadaşa uzatınca, "Okumuyor abi, ezberledik artık barkodunu" deyip, ürün kodunu girdi. Barkod, yuvarlak köşeye geldiği için okumuyormuş. 1993'te ilk işe girdiğimde, Ürün Mühendisliği diye bir birim vardı. Yaklaşık 2500 imalat parçasının ve 2000den fazla tedarikciden alınacak parçanın çizimlerini, malzeme içeriğini, kalite test prosedürlerini belirlerdi. Yani bu ambalaj, nasıl 2 senedir revizyona girmez anlamadım. "Bu marka sizin kendi markanız değil mi? Söylemediniz mi?" diye sorunca, 2 senedir söylüyoruz dedi. BİM çok büyük bir başarı hikayesi. Dünya çapında bir şirket. Lojistik hacmi inanılmaz. Satın alma ve satış gücü çok yüksek. BİM'e promosyon olarak bile olsa ürün vermek isteyen binlerce tedarikçi var. Yani sürat teknesi bile satabildi. iPhone bile satmışlığı var. Gerçi Apple ile birlikte mi yoksa Dubai'den başka distribütör üstünden mi net değil ama, Apple'a satış gücünü göstermek için sanki öyle bir hareket bile çekmişti. Uzun lafın kısası, bu kadar başarılı bir şirket bile, çalışanının sesini duymakta zorlanıyor. Her bir dükkan, günde 100den fazla bu yoğurttan satıyordur belki. Günde en az yüz kere, barkod okuyucuyu bırakıp 13 klavye vuruşu yapıyor. Sanki çarpıp toplayınca, bayağı bir işgücü ediyor...