Post by Aylin Aktaş
Yazar | Yaratıcı Drama ve Yazarlık Eğitmeni | P4C Eğitim Uzmanı
Yazarlık gizli bir yaratıcı güç müdür? Blake Snyder, çoğunluğun yazarlığı “gizli bir yaratıcı güç” tanımı ile açıklama eğiliminde olduğunu belirtir. Bu inancın da yazmanın tekniğe dayalı, öğrenilebilir, geliştirilebilir tarafını bütünüyle dışarıda bıraktığını öne sürer. Hakan Bıçakçı “Uydurmanın İncelikleri” kitabında belli başlı birçok yazara kurmacanın teknik boyutu ve yaratım süreci ile ilgili sorular yöneltilir. Her bir yazar kendi içindeki dinamiklerle beslenen yol ve yöntemleri aktarır. Bizler de usta kalemlerin kitaplarıyla kendi üslubumuzu bulmaya çalışırız. Lafı uzatma çabam, aslında sizleri Sevim Burak ile tanıştırmak isteyişimden.. Sevim Burak, daha çok öykücü kimliği ile tanınır. Ve öykü yazmayı hayatının merkezine aldığını “Benim için hikaye yazmak, görevli olduğum bir iştir şu dünyada, ama ne yazmakla görevli olduğumu bilmediğim bir iştir." Sözleriyle ifade eder. Bedia Koçakoğlu, yazar için öykü yazmanın zevk uğruna yapılan bir uğraş olmak yerine, bir çeşit sorumluluk olduğunu vurgular. Haklıdır da… Yazarlık başka yazarların dünyalarına kapı aralamaktır demiştim, bakalım Sevim Burak’ın beslendiği yazarlar kimlermiş? Burak’ın model olarak gördüğü yazarlardan biri Kafka’dır. Şöyle der: “Benim hocam, tanrım Kafka’dır, o’nu hiçbir zaman aşamayacağım için böyle kötümser yazıyorum ama bu da büyük bir güç bana Kafka’dan gelen…” Yazarın beslendiği bir diğer yazar ise Dostoyevski'dir. Yazar, Kafka’yı yazarların Tanrısı, Dostoyevski'yi ise yazarların peygamberi olarak düşünür. Koçakoğlu, Dostoyevski'nin Öteki adlı eseri ile Burak’ın Ah Ya'Rab Yehoua adlı öyküsünün yakınlıklarına dikkat çeker. Ve yazarın absürd tiyatronun önde gelen isimlerinden biri olan Samuel Becket’ten beslendiğini dile ayrıca dile getirir. Yazarın ilk olarak Yanık Saraylar adlı öykü kitabını okudum. Beş, on sayfadan sonra kitabı rafa kaldırdım. Çünkü cümleleri büyük harfle başlayıp küçük harfle bitiyor, cümlede noktalama işaretleri yerine kesme işaretleri koyabiliyor, cümle tam bitmeden alt satıra geçiyor… Bana göre kural dışı bir durum. O an okuma keyfimi elimden alıyor gibi hissetmiştim. Anlaşılamayan bir yazar diye kitabı rafa kaldırdım. Daha sonra kitap tekrar bana göz kırptığında, bu kez yazarı anlamaya hevesliydim. Onun biçim ve üslubuna alıştım. “Anlaşılması zor bir yazar” derken, “dilin sınırlarını aşan bir yazar”a döndü düşüncelerim. Aslında, yaşadığı dönem içinde de anlaşılmamış. Afrika Dansı kitabında yer alan “Bir Gece Yemeği” öyküsü Milliyet Sanat Dergisi tarafından yayımlanmamış mesela. Sonuç olarak ister içerik yazarlığı ister kurgusal metin yazımında; anlaşılmak, beğenilmek, popüler olmak gayreti yerine “üretmeye” odaklanmak, kendi sesimizi bulmak için çabalamak en doğru yol diye düşünüyorum. Birbirimizden beslenebiliriz, ama birbirimizi taklit etmek özgünlüğü elimizden alır. #yazarlık #yaratıcıyazarlık Sevim Burak'a dair daha pek çok şeyi kalbim hızlı çarpa çarpa yazdım. Yazının tamamını okumak isteyenler, tıklamanız yeterli. ⬇️